Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, halk arasında “Dargeçit JİTEM Davası” olarak bilinen, Mardin’in Dargeçit ilçesinde 1990’lı yılların ortalarında meydana gelen zorla kaybetme vakalarına ilişkin dava hakkında nihai kararını açıkladı. Mahkeme, davanın zamanaşımı süresinin sona erdiği gerekçesiyle dosyanın düşmesine karar verdi.
Mezopotamya Ajansı’ndan Ahmet Kanbal’ın haberine göre, Yargıtay’ın yaptığı incelemede, 30 yıllık olağanüstü zamanaşımının 8 Mart 2026 itibarıyla dolduğu belirlenmiştir. Bu tespit sonucunda, dava sürecinde hayatını kaybeden üç kişinin de bulunduğu toplam 15 sanık hakkında dosyanın düşürülmesine oy birliğiyle karar verildi. Kararda, sanıklar lehine uygulanması gereken mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hükümlerine de vurgu yapıldı. Yargıtay, daha önce Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi tarafından alınan beraat kararını usulden bozmuş ancak bu bozma kararını davanın yeniden görülmesi için değil, zamanaşımı nedeniyle dosyanın kapatılması yönünde uygulamıştır.
Olayların başlangıcı, Dargeçit’te 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında gerçekleştirilen ev baskınlarıydı. Bu baskınlar sonucunda Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) gözaltına alındı ve bu kişilerden bir daha haber alınamadı. Aileler, kayıplarını bulmak için uzun süre çaba sarf etti. Uzman Çavuş Bilal Batırır, Süleyman Seyhan’ın cansız bedeninin yerini aileye bildirdi. Seyhan’ın cenazesi 6 Mart 1996’da bulundu, ancak bu bilgiyi paylaşan uzman çavuş Bilal Batırır da kısa süre sonra kayboldu ve kendisinden bir daha haber alınamadı.
Uzun yıllar boyunca ilerleme kaydedilemeyen soruşturmada, 2012 yılından itibaren yapılan kazı çalışmaları sonucunda kayıplara dair izlere ulaşıldı. 2012’de Seyhan Doğan ve Mehmet Emin Aslan’ın kemikleri bir bağ evinde, 2013’te Abdurrahman Olcay ve Abdurrahman Coşkun’un kemikleri bir kuyuda bulundu. 2015 yılında ise Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemik parçalarına Dicle Nehri kıyısında ulaşıldı. Ancak 30 yıllık hukuki sürecin sonunda Yargıtay’ın verdiği bu karar, davanın cezasız bir şekilde kapanmasına yol açtı.