Reuters: Depremler sonrasında İstanbullular köşeye sıkıştı

İngiltere merkezli haber ajansı Reuters, Türkiye’yi sarsan depremlerin ardından gözlerin İstanbul’da olduğunu kapsamlı bir haberle paylaştı.

Haberde, “En az 50.000 kişinin hayatını kaybettiği Kahramanmaraş merkezli deprem ve üzerinden geçen iki aya rağmen enkaz altında hâlâ yüzlerce kişinin kayıp olması, uzun yıllardır deprem riski ile karşı karşıya olduğu bilinen İstanbul halkını bir yandan büyük felaketin acısıyla, diğer yandan beklenen depreme dayanıksız konutlarda yaşadıkları gerçeği ile yüzleşmek zorunda bıraktı. Üniversiteden sonra İstanbul’a yerleşen 25 yaşındaki Sevgi Demiray, bu ağırlıkla yüzleşenlerden biri. Demiray İstanbul’da yeni bir hayat kurduktan 1.5 yıl sonra Maraş depreminde büyük bölümü yerle bir olan Antakya’da amcasını ve arkadaşlarını kaybetti. Demiray, kentte sağlam zeminli bölgelerdeki yüksek kiralar nedeniyle barınacak bir yer bulamayınca, depremden etkilenen ailesine Maraş depreminde yaşadıklarını hatırlatacak olan o korkuyu yaşatmamak İstanbul’u terk etmek zorunda kaldı” denildi.

“ENKAZ ALTINDA YÜZLERCE KAYIP VAR”

Kahramanmaraş merkezli olarak 6 Şubat’ta arka arkaya meydana gelen iki şiddetli deprem Türkiye’nin güneydoğusunda çok geniş bir alanda yıkım yarattı. Depremin üzerinden iki aydan uzun bir süre geçmesine rağmen kaldırılamayan enkazların altında yüzlerce kişinin kayıp olduğu belirtiliyor.

Üç büyük fay hattının kestiği Türkiye’de, derin izler bırakan depremlerden biri de 1999 yılında 18,000 kişinin öldüğü Gölcük merkezli ve İstanbul’da da hissedilen yaklaşık 7.8 büyüklüğündeki depremdi.

Marmara bölgesinde yaşayanların ve özellikle nüfus yoğunluğu ve düzensiz kentleşme sorunu ile karşı karşıya olan İstanbul halkının deprem korkusunu, Kahramanmaraş depremleri tekrar tetikledi.

“ARTAN KİRA VE İŞ KAYGISI KÖŞEYE SIKIŞTIRDI”

İstanbul’da meydana gelebilecek şiddetli bir depremde çok sayıda binanın ya yıkılacağı ya da hasar göreceği düşünülüyor.

Bu konuda yapılan son tahminler, İstanbul’un 7.5 büyüklüğünde bir deprem senaryosuna göre değerlendirildiği 2019 tarihli İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi raporunda yer aldı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan rapora göre, kentte bulunan 1.17 milyon binanın %17’sinin depremde orta veya daha fazla hasara uğrayacağı tahmin ediliyor.

Bu bilgiler doğrultusunda İstanbul’dan deprem riski nedeniyle hızla ayrılma planı yapanlar olsa da çok sayıda kişi köşeye sıkışmış durumda.

Bu kişiler başka bir kentte iş bulamama kaygısıyla şehir dışına çıkamadıklarını, İstanbul içinde ise sağlam olduğu belirtilen bölgelerde istenen yüksek kira veya satılık fiyatlar nedeniyle yer değiştiremediklerini ifade ediyorlar.

İstanbul’da yaşayan doktora öğrencisi Nilay, iki aylık bebeği ve eşi ile İstanbul’dan gitmek için çare arasa da diğer illerde eşinin çalıştığı finans sektöründeki iş olanaklarının yetersizliği nedeniyle İstanbul’da sıkışıp kalmış.

Nilay’a göre “daha sağlam zemini olduğu söylenen yerlere taşınmak, depremin ardından yükselen fiyatlar yüzünden imkansız.”

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) yaptığı araştırma bu şikayetleri rakamlara döküyor. “Deprem kiraları da vurdu” başlıklı araştırmaya göre, Türkiye geneli kiralık metrekare konut ilan fiyatı Şubat’ta geçen yıla göre %189.5, İstanbul’da kiralık fiyatı ise %138.5 arttı.

“BİR DAHA KORKU YAŞATMAYACAK BİR HAYAT”

Depremin ailesinin yaşadığı Antakya’yı vurmasının ardından İstanbul’dan Bodrum’a taşınan Sevgi’nin kararında ise asıl rol oynayan unsur anne babasına bir kez daha korku yaşatmamak oldu.

Sevgi, “(İstanbul’da) güzel bir hayatım vardı. İstanbul riskinin bilincindeydim ama (Antakya’da)o kadar büyük bir deprem yaşanınca daha gerçek hissettirmeye başladı ve bende büyük bir anksiyete başladı. Antakya’yı da gördüm. Orayı görmek İstanbul’da nasıl birşey yaşarız düşüncesini körükledi. Ben uyuyamamaya başladım artık. Aileme burada yaşanacak herhangi bir depremde (başıma geleceklerin) travmasını yaşatmak istemedim” diye konuştu.

İstanbul’da kalmak için bilimsel zemin raporlarına bakarak ev araştırdığını ancak yüksek kiralar nedeniyle adım atamadığını söyleyen Sevgi, “Şimdi ben beş veriyorken minimum on vermek zorundayım. Bütün kazandığımı versem de mümkün olmayacaktı” dedi.

İş kaygısı ve sağlam bölgelerdeki yüksek ev fiyatları nedeniyle yüksek riskli bölge olan Avcılar’da yaşamaya devam eden Nilay’a göre başka yere taşınmada iş en büyük engel. Nilay, “İstanbul’dan deprem korkusuyla taşınmayı düşündük. Eşim ve ben Kırklareliliyiz. Geri dönebiliriz, çok rahat bir şekilde hayat kurabiliriz ama iş bulamayız. İş en büyük engel” dedi.

Aynı şehirde sağlam zeminli bir semte geçmek için ise yüksek ödemeler gerekiyor. Nilay bu durumu, “(Sağlam zemini olan bölgelerde) Bizim bütçemize uygun evler çok küçüktü. Ayıp olmasın diye bir mutfak koymuşlar. Üç kişilik bir ailenin sağlıklı yaşayabileceği evler yok İstanbul’un daha güvenli bölgelerinde” şeklinde ifade etti.

Evden Eve Nakliyeciler Derneği Başkanı Ali Ayılmazdır, Kahramanmaraş depremi sonrası tedirginlik oluştuğunu, taşınma sezonu olmayan Şubat-Mart aylarında İstanbul’da taşınanların sayısının arttığını söyledi.

Ayılmazdır, geçmiş dönemlerde taşınmak için firmaları 3-5 kişi ararken deprem sonrası her bir firmayı 15-20 kişinin aramaya başladığını söyledi.

REUTERS SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ YAZDI

Yer bilimci Profesör Naci Görür 25 Mart’ta twitter hesabından yaptığı açıklamada, İstanbul’un depreme hazırlık sorununu çözmek için iki bacaklı bir yol önerdi. Buna göre İstanbul’a yeni nüfusun gelmesini önlemek, ardından zayıf binaların kamu otoritesinin zorlamasıyla, kişilerin isteğine bırakılmadan yeniden yapılması gerekiyor.

Görür Twitter’da yayımladığı yedi maddelik çerçevede, “İstanbul ve yakın çevresindeki çoğu sanayi kuruluşları ve organize sanayi bölgeleri Marmara Bölgesinin dışına çıkartılmalı… İstanbul’a nüfus celbedecek olan yatırımlar dudurulmalı… Deprem dirençsiz binalar bizzat devlet tarafından dirençli hale getirilmeli veya yıkılıp yeniden yapılmalıdır. Eğer vatandaş da işin içine sokulacaksa, uzun süreli ucuz kredi verilmelidir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul’un deprem riskinin yeniden gündeme gelmesinin ardından 1 Mart’ta yaptığı açıklamada, İstanbul’un depreme dirençli bir kent haline getirilmesi için devletin tüm kurumlarına seferberlik çağrısında bulundu.

İBB tarafından yapılan bina riski ölçümünde hızlı tarama için başvuranların sayısı 150.000’i aştı.

Belediyenin toplu konut kurumu KİPTAŞ verilerine göre vatandaşlar yaklaşık 490,000 konutun yıkılıp maliyetine yenilenmesi için başvuru yaparken, Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise iki gün önce yaptığı açıklamada İstanbul’da riskli olarak nitelenen 1.5 milyon konut bulunduğunu söyledi.

Kiptaş Genel Müdürü Ali Kurt’un verdiği bilgiye göre, İstanbul Belediyesi’nin Temmuz 2021’de başladığı, depreme dayanıksız binaların inşaat maliyetine yeniden inşa edildiği “İstanbul Yenileniyor” projesinde depreme kadar yaklaşık 8,600 başvuru yapıldı. Depremin ardından geçen iki ayda ise başvuru sayısı üç katına yani yaklaşık 25,000’e çıktı.

Kurt, bazı projelerde Hazine’nin verdiğinden daha yüksek kira ve taşınma yardımına rağmen uzlaşıya varılamadığına dikkat çekerek sorunun vatandaşın yaşadığı binanın tehlikeli olduğunu kabul etmesi ve siyasi irade gösterilerek çözülebileceğini ifade ederek şöyle konuştu: “Ama uzlaşıya varılan başvuru oranı %1’in altında. Çözümü var mı? Bunun çözümü irade. Evin riskli olduğuna inanmıyorlar. Ev riskliyse devletin yıkması gerekiyor. İşte bu maalesef geçmişte yapılan yanlış uygulamaların sonucu. O yüzden biz iletişimi çok güçlü kullanmaya çalışıyoruz, güven vermeye çalışıyoruz.”

TÜİK verilerine göre her hanede 3.2 kişi yaşadığı göz önüne alındığında İstanbul’da deprem için yenilenmesi gereken konutlarda 1.6 ila 4.8 milyon kişinin yaşıyor olması muhtemel.

Olası bir İstanbul depremi sadece bölge nüfusu için değil, ülke ve ülke ötesi ekonomi için de büyük kayıplar açabilir. TÜİK verilerine göre Marmara Bölgesi’nin gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı %41 seviyesinde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir