Kalıtsal kanser riski taşıyan bireylerin, sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, genetik yatkınlığı olan kişilerin, doktorları tarafından önerilen yaş ve sıklıkta tarama yaptırmalarının, kanser ile mücadelede en etkili yöntemlerden biri olduğunu ifade ediyor. Erken teşhis sayesinde birçok kanser türünde başarıyla tedavi sağlanabiliyor ve bazıları önlenebiliyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, kalıtsal kanser riski taşıyan aile üyelerinin hangi yaşta ve ne sıklıkta tarama yaptırması gerektiğinin, çeşitli faktörlere bağlı olarak belirlendiğini belirtiyor. Prof. Dr. Kuzhan, “Ailede kanser öyküsü bulunan bireyler, bir sağlık profesyoneline danışarak kişisel risk değerlendirmesi yaptırmalı ve bu doğrultuda düzenli tarama programına katılmalıdır” diyor.
Risk grubundaki bireylerde, tarama işlemlerinin genellikle daha genç yaşlarda başladığını ve daha sık aralıklarla yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Kuzhan, “Ailede kanser öyküsü olan bireylerin taramalarının, hastanın yaşından 5-10 yıl önce başlaması ve tarama sıklığının kişisel risk durumuna göre ayarlanması oldukça önemlidir” şeklinde açıklamada bulunuyor.
Hangi Yaşta Hangi Tarama Yöntemleri Uygulanmalı?
Ailesel kanser riski taşıyan bireyler için tarama yaşı ve sıklığı, kişiye özel olarak belirleniyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan, bu konuda genel bir rehberlik sunuyor:
– **Meme Kanseri:** Birinci derece akrabası (anne, kız kardeş) kanser öyküsü bulunan kadınların tarama süreci genellikle 30-35 yaşlarında başlıyor. Yıllık mamografi ana tarama yöntemi olup, bazı durumlarda meme manyetik rezonans (MR) taramaları ekleniyor. Yüksek risk taşıyan kadınlarda klinik muayeneler daha sık yapılabiliyor.
– **Kolon Kanseri:** Tarama genellikle en erken kanser tanısı konan yaşın 10 yıl öncesinde veya 40-45 yaşları civarında başlatılıyor. Kolonoskopi, risk durumuna göre 5 yılda bir tekrarlanıyor. Ailede 50 yaş altında kolon kanseri tanısı varsa, tarama daha erken yaşlarda yapılabiliyor.
– **Prostat Kanseri:** Babasında ya da erkek kardeşinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerde tarama genellikle 40-45 yaşlarında başlıyor. Prostat spesifik antijen (PSA) testi ve rektal muayene ile kontroller yılda bir kez yapılıyor.
– **Akciğer Kanseri:** Ailesinde akciğer kanseri bulunan ve diğer risk faktörlerine sahip kişilerde tarama genellikle 50-55 yaşlarında düşük doz bilgisayarlı tomografi ile yapılıyor ve yılda bir kez tekrarlanıyor.
– **Mide Kanseri:** Aile öyküsü ve Helicobacter Pylori enfeksiyonu bir araya geldiğinde risk artıyor. Bu durumda endoskopik tarama genellikle 40 yaş civarında veya ailedeki erken tanıdan 10 yıl önce başlatılıyor ve risk düzeyine göre 2-5 yılda bir tekrarlanabiliyor.
Kanser, dünya genelinde ve Türkiye’de ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, her yıl yaklaşık 20 milyon insana kanser teşhisi konulmakta ve bu hastalıktan yaklaşık 10 milyon kişi hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verileri, yıllık olarak 220 binden fazla yeni kanser vakası tespit edildiğini göstermektedir.
Uzmanlar, yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve genetik yatkınlık nedeniyle kanser vakalarının artacağını öngörüyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan, kansere yakalanan her 10 kişiden 1’inin kalıtsal olduğunu belirterek, “Bu nedenle, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin bir hekimle görüşerek kişisel risk değerlendirmesi yaptırmaları ve buna uygun bir tarama planı oluşturulması büyük önem taşımaktadır” diyor.
Kanserle mücadelede erken müdahale, hayat kurtarıcı olabilir!
